İmsak Vakti a 02:00
Kocaeli AÇIK 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
İhsan KIRLI

İhsan KIRLI

28 Eylül 2026 Pazartesi

Yozlaşmak başka, Çürümek başka

Yozlaşmak başka, Çürümek başka
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir toplum yozlaşabilir.

Değerlerini kaybeder, eğitim bozulur, insanlar birbirine karşı daha hoyrat olur. Doğruyla yanlış arasındaki çizgi de yavaş yavaş silinir.

Kötüdür ama çaresi vardır.

Eğitimi düzeltirsin.

Hukuku işletirsin.

Çocuğa küçük yaşta doğruyu, yanlışı öğretirsin.

Dürüst insanın aptal yerine konmadığı bir düzen kurarsın.

Uzun sürer.

Belki bir nesil, belki iki.

Ama toparlanırsın.

Çürüme başka bir şey.

Çürüme, yanlış yapmak değil sadece. Yanlışın artık kimseyi rahatsız etmemesidir.

Torpil yaptıran utanmıyor, anlatıyor.

Birinin hakkını yiyen kendini becerikli sanıyor.

Dolandıran “uyanık”, dürüst kalan “saf” oluyor.

Bir de meşhur cümlemiz var:

“Sen de fırsatını bulsan yaparsın.”

Bence asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü adam yaptığı yanlışı inkâr etmiyor artık. Herkesin kendisi gibi olduğuna inanıyor. Böylece vicdanını da rahatlatıyor.

Sonra güven kayboluyor.

Kimse kimseye inanmıyor. Vatandaş devlete, müşteri esnafa, esnaf müşteriye şüpheyle bakıyor.

İşin kötüsü, bunun ekonomik tablolarda bir karşılığı da yok.

Yıkılan binayı yaparsın.

Bozulan yolu yenilersin.

Kaybedilen para tekrar kazanılır.

Ama insanların birbirine olan güvenini hangi bütçeyle geri getireceksin?

Mesele tam da bu.

Yozlaşmış bir toplumu eğitirsin, hukukla toparlarsın, zamanla iyileştirirsin.

Ama çürüme başladı mı iş çok daha zor.

Çünkü bu defa tamir edeceğin şey sistem değil.

İnsanın doğruyla yanlış arasındaki terazisidir.

Devamını Oku

Hollandalı’nın Sistemi Var, Bizim Mehmet Abi

Hollandalı’nın Sistemi Var, Bizim Mehmet Abi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu makaleyi 11 Eylül 2026 Cuma aklsmı, Hollan’da da kaleme aldım.

Hollanda’ya gelince insan bazı şeylere şaşırıyor.
Belediyeye gideceksiniz.
Randevu alıyorsunuz.
Saat 10.20.
10.15’te oradasınız.
Bekliyorsunuz.
10.20’de ekranda numaranız yanıyor.
İçeri giriyorsunuz.
Memur evraklara bakıyor.
Bir tanesi eksik.
“Bunu sonra getirsem?”
Olmaz.
“Mailden atsam?”
Olmaz.
“Abi bir kolaylık…”
Abi yok.
Müdürü tanıyan da yok.
Zaten müdürün kim olduğunu bilen de yok.
Çıkıyorsunuz.
Yeni randevu alıyorsunuz.
Sinir bozucu mu?
Bazen fazlasıyla.
Ama adamlar sistemi öyle kurmuş ki işiniz memurun sizi sevip sevmemesine pek bağlı değil.

Bizdeyse sistem başka türlü çalışır.
Evrak eksik.

Memur bakar.
Siz memura bakarsınız.

Arada birkaç saniyelik sessizlik olur.
Sonra insanın içindeki bin yıllık Anadolu yazılımı devreye girer:

“Bunun başka bir yolu yok mu?”
Vardır.
Mutlaka vardır.
Olmazsa birini tanıyan biri vardır.
O da olmazsa…
Mehmet Abi vardır.
• • •
Hollandalının sistemi var.
Bizim Mehmet Abi.
Mehmet Abi’nin resmi bir görevi yoktur.
Organizasyon şemasında bulunmaz.
Kurumun internet sitesinde telefon numarası yazmaz.
Ama nedense herkesi tanır.
“Sen git, benim adımı ver.”
der.
Ve inanılmaz biçimde…
İş çözülür.
Biz buna pratik zekâ diyoruz.
Hollandalı buna muhtemelen sistem arızası der.
İkimiz de biraz haklıyız.
• • •
Okulda da durum farklı değil.
Hollanda’da çocuğun üç ay sonraki tatili belli.
Öğretmen görüşmesi belli.
Etkinlik belli.
Saat belli.
Yer belli.
Uygulamadan mesaj geliyor.
Yetmiyor, hatırlatma geliyor.
Bir süre sonra insan düşünüyor:
“Çocuğu okula mı gönderdik, Schiphol’den uçağa mı bindireceğiz?”
Bizdeyse çok daha sosyal bir sistem vardır.
Veli WhatsApp grubu.
“Arkadaşlar yarın okul var mı?”
Birinci anne:
“Var diye biliyorum.”
İkinci anne:
“Yok canım, öğretmen söylemişti.”
Üçüncü anne:
“Benim oğlan var diyor.”
Dördüncü anne:
“Benimki de yok diyor.”
Beşinci anne meseleyi devlet ciddiyetiyle ele alır:
“Ben şimdi hocaya yazıyorum.”
Ve eğitim sistemimiz yeniden çalışmaya başlar.
• • •
Trafikte Hollandalı daha da tuhaf.
İnsana pek güvenmiyor.
Bisiklet yolu yapmış.
Bisikletliye ayrı ışık koymuş.
Kavşağı ona göre düzenlemiş.
Otomobil hızlı girmesin diye yolu daraltmış.
Kasis yapmış.
Çizgi çekmiş.
Tabela koymuş.
Adam adeta sürücüye yalvarıyor:
“Sen düşünme kardeşim, ben senin yerine düşündüm.”
Çünkü sistemin temelinde basit bir kabul var:

İnsan hata yapar.
Biz insanımıza daha çok güveniyoruz.
Viraj tehlikeli mi?
Tabela:
DİKKAT.
Yol bozuk mu?
DİKKAT.
Yaya çıkabilir mi?
DİKKAT.
Çukur mu var?
Bazen tabela bile yok.

Onu da tecrübe ederek öğreniyorsun.
Bizde sistem sürücüyü korumaktan çok karakterini geliştiriyor.

Eve sağ salim vardıysan…
Artık daha tecrübeli bir insansın.
• • •
Randevu meselesi ise Hollanda’nın ayrı bir tutkusu.
Doktor?
Randevu.
Belediye?
Randevu.
Servis?
Randevu.
Okul?
Randevu.
Saçını kestireceksin…
Randevu.
Bir noktadan sonra insan “Komşuya kahveye gitmeden önce de online rezervasyon mu yapacağız?” diye düşünüyor.

Üstelik sistem her zaman hızlı da değil.
Bazen iki dakikalık iş için günlerce beklersiniz.
Ararsınız.
Başka numara verirler.
Onu ararsınız.
İnternet sitesine yönlendirirler.
Site size tekrar telefon numarasını verir.
İşte o an Hollanda’ya tamamen alışmışsınızdır.

Çünkü sonunda şunu anlarsınız:
Sistem varsa, sistemin saçmalığı da vardır.

Fakat önemli bir fark var.
Çoğu zaman o saçmalığın bile bir prosedürü vardır.
• • •
Bizim büyük yeteneğimiz başka.
Kriz.
Bir şey ters gitsin…
Biz canlanıyoruz.
Malzeme gelmedi.
Hallederiz.
Adam gelmedi.
Hallederiz.
Program değişti.
Hallederiz.
Son gün evrak eksik çıktı.
Onu da hallederiz.
Bazen gerçekten hayranlık uyandıracak hızda çözüm üretiriz.

Hollandalı üç gün toplantısını yapar.
Türk üç telefon açar.
İş biter.
Bu küçümsenecek bir yetenek değil.
Tam tersine, müthiş bir uyum kabiliyeti.
Ama insan Hollanda’da yaşayınca ister istemez şu soruyu soruyor:
Biz neden bu kadar çok şeyi halletmek zorunda kalıyoruz?
• • •
Belki sorun tam burada.
Biz problemi çözmeyi başarı sayıyoruz.
Onlar problemin mümkünse hiç oluşmamasını.

Biz iyi ustayla sistemi ayakta tutuyoruz.
Onlar kötü ustanın bile büyük hata yapmasını zorlaştıracak sistem kurmaya çalışıyor.

Bir mühendis olarak bana en ilginç gelen tarafı da bu.

Mühendislikte iyi tasarım, kullanıcının her seferinde doğru karar vereceğini varsaymaz.
İnsan hata yapacaktır.
Malzeme gecikecektir.
Birisi unutacaktır.
Bir şey bozulacaktır.
İyi sistem bunu hesaba katar.
Bizde ise sistemin yedeği bazen başka bir sistem değildir.
İnsandır.
Usta.
Memur.
Tanıdık.
Dayıoğlu.
WhatsApp grubu.
Ve tabii ki…
Mehmet Abi.
• • •
Hollanda’dan öğreneceğimiz şey belki daha çok kural koymak değil.
Bizde zaten kural az değil.
Mesele, kurala gerek kalmadan iş çözen adamlarla övünmek yerine, o adama neden sürekli ihtiyaç duyduğumuzu sormak.

Öte yandan Hollandalının da bizden öğreneceği bir şey var.
Çünkü onların sistemi bir gün gerçekten çökerse…

İlk yarım saat toplantı yaparlar.
Bizimki çökerse çayı söyleriz.
“Kim tanıyor bu işi bilen birini?”
deriz.
On dakika sonra Mehmet Abi gelir.
• • •
O yüzden Mehmet Abi’yi kaybetmeyelim.
Lazım olur.

Ama artık memleketi de Mehmet Abi’ye emanet etmeyelim.
Çünkü “hallederiz” güzel bir yetenek.
Ama bir ülkenin sistemi…

“İnşallah Mehmet Abi halleder” diye kurulmaz.

Devamını Oku

Hemen…

Hemen…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yeni neslin en büyük derdi zaman.

Yok.

Her şey hemen olacak.

Üç ay spor.

Kaslar tamam.

Altı ay İngilizce.

Ana dil.

Bir sene iş.

Müdürlük nerede ?

İki video borsa.

Warren Buffett.

Kripto biraz yükseldi mi finansçı.
Düştü mü ?

Devlet müdahale etmeli.

Beklemeye alışık değiller.

Niye alışsınlar ki ?

Yemek yarım saatte geliyor.

Kargo aynı gün geliyor.

Film tek tuşla başlıyor.

Sevgili bile parmağı sağa kaydırınca geliyor.

E haliyle…

Hayat niye bekletsin ?

Üniversite bitecek.

İyi maaş hemen.

Araba hemen.

Ev hemen.

Tatil desen Maldivler.

Mümkünse 25 yaşından önce.

Olmadı mı?

“Bu ülkede yaşanmaz.”

Babası o yaşta ikinci el buzdolabı alırken pazarlık yapıyordu.

Dedesi desen, Maldivler’i hastalık zannederdi.

Ama onların bilip bizim unuttuğumuz bir şey vardı:

Hayatın algoritması yok.

Beğenmeyince kaydıramıyorsun.

Ustalık yıllar istiyor.

Kariyer yıllar istiyor.

Para yıllar istiyor.

Tecrübe desen…

Onu internetten sipariş de veremiyorsun.

Her şeyi hemen istiyorlar…

Hayat hariç;

onu zaten acele ederken
Kaciriyorlar.

Sevgi ve Saygilarimla…

Devamını Oku

Her şeyi biliyoruz, birbirimizi bilmiyoruz

Her şeyi biliyoruz, birbirimizi bilmiyoruz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yurtdışında ki yoğun işleri nedeniyle yazılarına ara veren, İnşaat ve Kaynak Mühendisi İhsan Kırlı, yeni yazılarıyla tekrar okurlarıyla buluşuyor.

Keyifli okumalar dileğiyle

 

1 — Google Genel Kültür, ChatGPT Genel Kültür

Cehalet eskiden sessizdi. Şimdi Wi-Fi’ye bağlandı. Her şeyi biliyoruz: ekonomiyi, tarihi, tıbbı, hukuku, depremi, savaşı, futbolu, çocuk eğitimini. Üstelik hiçbirini uzun uzun okumaya gerek kalmadan. Google var. ChatGPT var. Bir de kendimize olan sarsılmaz güvenimiz.
Adam konuyu sabah ilk defa duymuş. Öğlene kadar araştırmış. Araştırma dediğin; üç arama, iki video, bir yapay zekâ sorusu. Akşam olmuş, adam artık konunun uzmanı. Yetmiyor, kırk yılını o işe vermiş adama anlatıyor: “Bak, sen olaya yanlış yerden bakıyorsun.”
Bilgi çağını biraz yanlış anladık galiba. Bilgiye ulaşmak kolaylaştı. Biz bunu bilgili olmak kolaylaştı sandık.

Tıp konuşuluyor, Google açılıyor.

Hukuk konuşuluyor, ChatGPT açılıyor.

Ekonomi konuşuluyor, iki grafik bulunuyor.

Sonra telefon masaya bırakılıyor: “Bak kardeşim, olay aslında şu...” Olay bitmiştir. Profesör yetişmiştir.

Google kötü değil. ChatGPT de değil. Sorun bilgiye ulaşmamız değil; ulaştığımız her bilgiyi kendimizin sanmamız.

Eskiden hafızamızda bilgi taşırdık, şimdi cebimizde taşıyoruz. Aradaki küçük fark şu: Telefonun şarjı bitince genel kültürümüz de kapanıyor.

Üstelik artık mesele doğruyu öğrenmek de değil. Karşıdakini yenmek. Google hakem, ChatGPT bilirkişi, telefon mahkeme heyeti. İlk bulduğumuz cevap da Yargıtay kararı. Teknoloji bize daha çok şey öğrenme imkânı verdi. Biz onu daha çok şey biliyormuş gibi görünmek için kullanmaya başladık.

II — Telefon Var, Sohbet Yok

Bir masaya oturuyoruz. Dört kişi. Masada dört telefon. Aslında sekiz kişiyiz. Dördümüz orada, dördümüz başka yerde.

Çay geliyor, telefon masada.

Yemek geliyor, telefon masada.

Arkadaş konuşuyor, telefon elde.

Çocuk bir şey anlatıyor, göz ekranda. “Dinliyorum oğlum, sen anlat.” Dinlemiyoruz.

Eskiden misafirliğe gidilirdi. Kapı çalınırdı. Çay konurdu. Sohbet edilirdi. Saatin nasıl geçtiği anlaşılmazdı.

Şimdi misafirliğe gidiyoruz, Wi-Fi şifresi soruyoruz. Aynı koltukta karı koca oturuyor. Biri Instagram’da, biri TikTok’ta. Birbirlerine video gönderiyorlar. Yan yana. Konuşmadan.
Çocuk odasında, baba salonda, anne mutfakta. Herkes çevrimiçi. Evde kimse birbirine bağlı değil.

Dünyanın öbür ucundaki insanın kahvaltıda ne yediğini biliyoruz; yanımızdaki insanın canının neden sıkkın olduğunu bilmiyoruz. Bin kişiyi takip ediyoruz, bir kişinin yüzüne on dakika bakamıyoruz.
Telefon bize mesafeleri kaldıracaktı. Kaldırdı. Amerika’yı yaklaştırdı, Avustralya’yı yaklaştırdı, çocukluk arkadaşımızı buldu. Sonra küçük bir şey oldu: Yanımızdaki insanı uzaklaştırdı.
Belki bir gün telefonlarımız bizden önce düşünecek, cevap verecek, nereye gideceğimizi ve ne yiyeceğimizi söyleyecek. Dünyanın bütün bilgisi cebimizde olacak. Bir tek şeyi hatırlamakta zorlanacağız: Başımızı kaldırıp birbirimizin yüzüne bakmayın
SAYGI VE SEVGİLERİMLE

Devamını Oku

Çok yakında yeni yazıları ile sizlerle

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yazarımız yoğun işleri nedeniyle yazılarına ara vermiştir

İhsan Kırlı, gündemi belirleyen yeni yazılarıyla

çok yakında…..

Devamını Oku
WhatsApp İhbar