02:00
Kocaeli’nde bir devlet hastanesinde görev yapan bir hemşirenin terör propagandası yapması, kamu alımlarının ve devlet kadrolarının artık çok daha ciddi biçimde sorgulanması gerektiğinin apaçık ispatıdır.
Türk bayrağına düşmanlık, Türk devletine düşmanlıktır.
Devletine düşman olanların, devlet dairelerinde çalışması kabul edilemez. Bu apaçık bir zulümdür!
Bu ülkede Türk–Kürt sorunu yoktur.
Bu ülkede terör sorunu vardır.
Ben İzmit’te doğdum, İzmit’te büyüdüm. Burada yaşayacağım ve burada öleceğim.
Türk’üyle, Kürt’üyle aynı sokaklarda büyüdük, aynı bayrağın gölgesinde ekmeğimizi paylaştık.
Ancak şunu da açıkça ifade etmek zorundayım: Kürt kardeşlerimiz doğudan akın akın gelip ilimizde belediyelerde ve devlet dairelerinde elini kolunu sallayarak işe girerken; ben 40 küsur yaşında, bin bir zorlukla kamu sektörüne girmiş bir İzmit çocuğu olarak şunu söylüyorum: Biz hiç isyan etmedik. “Asıl Türk sorunu var” demedik.
Ben İzmit’in çocuğu işsiz gezerken, devletine hiç ihanet ettiğini görmedim,
şahit olmadım.
Yıllarca “Türk–Kürt sorunu var” bahanesiyle belediyelerde ve devlet dairelerinde kadro kapıp; sonra da bu devlete, bu bayrağa düşmanlık edenlerin varlığı kabul edilemez.
Buradan devletimize ve yetkili mercilere açıkça sesleniyorum:
Terörle iltisakı olanlar titizlikle tespit edilmeli, devletle olan tüm bağları derhal kesilmelidir.
Bundan sonra devlet kurumlarına yapılacak alımlarda mülakatlar göstermelik olmamalıdır.
Her adaydan bu devlete ve bu bayrağa olan bağlılığını açıkça ortaya koyan net bir değer beyanı istenmelidir.
Türk bayrağını ve Kur’an-ı Kerim’i öpüp başına koymayanlar mülakattan geçirilmemelidir. Vatanseverler ile hainler, lafla değil duruşla ayırt edilmelidir.
Bu devletin maaşını alıp, bu devlete ihanet edenlere bu topraklarda asla yer yoktur.


Göksu’dan hemşirenin yaptığı harakete sert tepki
