02:00
İnsanlar alın teriyle çalışıyor, kazanıyor, geçinmeye çalışıyor. Çarşıya gidiyor, pazara gidiyor, hayata tutunmaya çalışıyor. Herkes bir kuruşun hesabını yapıyor. Çünkü bugün parayı kimse kolay kazanmıyor.
Ben de dün Perşembe pazarına gittim. Gezdim, dolaştım, baktım, araştırdım. En uygununu, en iyisini bulabilmek için bu sıcakta tezgâh tezgâh dolaştım. İnsan hem kaliteli ürünü almak istiyor hem de bütçesini korumaya çalışıyor.
Bir biber tezgâhına geldim. Tezgâhta “tatlı biber” yazıyordu. Buna rağmen yine de şerefsize sordum.
“Acı mı?” dedim.
Şerefsiz özellikle tatlı olduğunu söyledi. Hatta başka tarafta duran biberlerin acı olduğunu, benim aldıklarımın ise tatlı olduğunu özellikle ifade etti. Üstelik bununla da kalmadı.
“Bir kilo alma, iki kilo al. Bu biber çok iyi, çok taze. Dolaba koyarsın, hiçbir şey olmaz.” dedi. Kısacası beni düdükledi…
Ben de güvenerek bir kilo değil, iki kilo aldım.
Eve geldim. Bir tanesini denedim, acı çıktı. “Herhalde içine bir tane karışmıştır” dedim. Sonra diğerine baktım, o da acı. Bir başkasını denedim, o da acı.
Meğer aldığım biberlerin hepsi acıymış.
Gelelim şimdi asıl meseleye.
Mesele iki kilo biber meselesi değil. Mesele güven meselesi. İnsan pazarda gördüğü etikete güveniyor, satıcının söylediğine inanıyor ve ona göre alışveriş yapıyor. Sen tezgâha “tatlı biber” yazıp acı biber satıyorsan burada bir aldatmaca var demektir. Bu şerefsizliktir. İnsanların güvenini kullanarak ticaret yapılmaz.
Üstelik vatandaşa “Bir kilo değil iki kilo al, biber çok iyi, çok taze, dolaba koyarsın hiçbir şey olmaz.” diyerek daha fazla ürün aldırıyorsun. Sonra eve gidince vatandaş aldığı ürünün söylenenle alakası olmadığını görüyor. İşte insanı asıl sinirlendiren de budur.
Ben bu biberleri yiyemedim, komşuma verdim. Benim durumum vardı, verdim geçtim. Peki durumu olmayan insan ne yapacak ? Parasını denkleştirip alışveriş yapan insanın zararını kim karşılayacak?
Bu hadisi bir daha belirteyim: Peygamber Efendimizin “Bizi aldatan bizden değildir.” sözü ticarette dürüstlüğün ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Buradan yetkililere sesleniyorum:
Bu tezgâhları denetleyin. Ürünleri denetleyin, etiketleri denetleyin, malın kalitesini denetleyin. Hiç mi bir zabıtaya kontrol etmiyor?
Hiç mi bir polis görmüyor?
Hiç mi bir denetleme yapılmıyor?
Bu insanları aldatanlara bu kadar kolay ticaret yaptırılmamalı. İnsanları aldatan, vatandaşın güvenini kötüye kullanan kişilere pazarda rahat rahat tezgâh açtırılmamalı kardeşim.
Tatlı diye acı biber satılıyor. Böyle ticaret mi olur. Bu düpe düz şerefsizliktir.
Vatandaş zaten hayat pahalılığıyla mücadele ediyor. Bari aldığı ürün doğru olsun. Etikette ne yazıyorsa ürün de o olsun. Bu millete pahalıya yanlış ürün yedirmeyin, insanları aldatmayın.
Allah; bu millete yardım etsin.
Allah; hırsızları, ahlaksızları, aldatanları ise kahretsin…

Gölcük Belediyesi Kadın Gün Evi İhalesi Yapıldı
