02:00
Çok kötü bir cumartesi gecesi geçirdim…
Yoğun geçen bir haftanın ardından hafta sonunu iple çekmiştim. Biraz dinlenmek, futbolla keyiflenmek, güzel bir cumartesi geçirmek istiyordum. Açıkçası bütün hafta sonu hayalim buydu.
Cumartesi sabahı neşem yerindeydi. Günün en önemli programı belliydi: Kocaelispor-Çaykur Rizespor karşılaşması…
Her zamanki gibi soluğu Turka Kocaeli Stadyumu’nda aldım. Basın tribünündeki yerimi alarak maçı izlemeye başladım. Ancak maçın başlamasıyla birlikte keyfim yavaş yavaş kaçmaya başladı.
Kocaelispor sahasında, taraftarının büyük desteğiyle galibiyet arıyordu. Beklentimiz üç puandı. Yeşil-siyahlı ekibimiz zaman zaman etkili ataklar geliştirse de aradığı golü bulamadı. Florian Ayé’nin önemli fırsatı, Gonçalo Sousa’nın etkili şutları ve ikinci yarıda rakip kalede kurulan baskı sonuç vermedi. Ahmet Kutucu’nun direkten dönen topu ise maçın kırılma anlarından biriydi.
Üstelik 81. dakikada bulduğumuz golün ofsayt gerekçesiyle iptal edilmesi de heyecanı iyice artırdı.
Sonuçta tabelada 0-0 vardı.
Açık konuşayım, galibiyet beklediğimiz bir maçtan beraberlikle ayrılmak elbette moral bozucuydu. Ancak futbolun gerçeği bu. Yenilmedik, en azından bir puanı hanemize yazdırdık. O an için kendimi bununla teselli ettim.
Asıl kabus ise daha sonra başladı!
Maçın ardından eve döndüm. Akşam yemeği, ev işleri der prensim Doruk Bey ile ilgilendim!) Sonra büyük bir heyecanla televizyonun karşısına geçtim.
Sıra Fenerbahçe-Göztepe maçındaydı.
Bir Fenerbahçeli olarak Fenerbahçe’nin kazanması elbette hoşuma gider. Ancak bu maçta beklentim çok daha farklıydı. İsmail Kartal’ın ayrılışının ardından sarı-lacivertli takımın büyük bir reaksiyon göstereceğini düşünüyordum.
Kendi sahasında oynayan, taraftarının önünde yeni bir başlangıç yapmak isteyen Fenerbahçe’nin Göztepe karşısında farklı kazanacağını tahmin ediyordum.
Hatta içimden, “Efn az üç gol atarız‘ diye geçiriyordum.
Ama futbol bu… Hesaplar bazen sahada altüst oluyor.
Fenerbahçe maça istediği gibi başlamasa da ilk yarının uzatma dakikalarında Matteo Guendouzi’nin golüyle 1-0 öne geçti. Devre arasına bu skorla girildiğinde tahminimin gerçekleşeceğini düşünmeye başladım.
Ancak ikinci yarıda sahada bambaşka bir Göztepe vardı.
İzmir temsilcisi mücadeleden kopmadı. Oyunun kontrolünü ele almak için cesur oynadı, Fenerbahçe savunmasının açıklarını değerlendirdi. 76. dakikada Sinclair Armstrong, iki dakika sonra Andre Henrique sahneye çıktı.
İki dakikada gelen iki gol, Kadıköy’deki bütün hesapları değiştirdi.
Fenerbahçe’nin beklediğim reaksiyonu gösterememesi bir yana, Göztepe’nin ortaya koyduğu mücadele gerçekten dikkat çekiciydi. Sarı-lacivertliler öne geçtiği karşılaşmada oyunu kontrol edemedi. Skor avantajını koruyamadığı gibi rakibinin baskısına da cevap veremedi.
İsmail Kartal sonrası yeni bir başlangıç bekleyenler için gece tam bir hayal kırıklığına dönüştü. Teknik sorumlu olarak takımın başında bulunan Dirk Kuyt da ilk maçından mağlubiyetle ayrıldı.
Karşılaşma 2-1 Göztepe’nin üstünlüğüyle sona erdi.
Bir tarafta Kocaelispor’un kaçan galibiyeti, diğer tarafta Fenerbahçe’nin Kadıköy’deki beklenmedik yenilgisi…
Cumartesi günü futboldan beklediğim keyfi alamadım.
Kocaelispor’un bir puanına teselli bulmuştum ama Fenerbahçe maçını izledikten sonra gecenin bütün neşesi kaçtı.
Şimdi dönüp bakıyorum da futbolda tahmin yapmak ne kadar zormuş. Bazen favori gösterilen takım kazanamaz, bazen de hiç beklemediğiniz bir takım çıkar bütün hesapları bozar.
Kocaelispor’dan üç puan bekledik, bir puanla yetindik. Fenerbahçe’den farklı galibiyet bekledim, Göztepe karşısında mağlubiyetini izledim.
Ne diyelim…
Futbolun cilvesi işte!
Ama bir gerçek var ki benim için cumartesi gecesi hiç de güzel geçmedi.
Bir puanla teselli bulduğumuz, iki gollü bir sürprizle gecemizin karardığı bir cumartesi olarak hafızamda kaldı.
Neyse… Futbolun rövanşı var. Yeni maçlar, yeni umutlar…
Yeter ki bir sonraki cumartesi gecesi bu kadar kötü geçmesin!

UlaşımPark Kocaeli’nin akıllı ulaşım teknolojilerini Dünya’ya tanıtacak
