02:00
05 Eylül 2026 Cumartesi
Önceki akşam; 11 yaşında ki kızımla birlikte Ziraat Türkiye Kupası Kocaelispor – Beşiktaş maçını tribünde izledim. Bunu özellikle vurguluyorum: Kızımın kendi isteğiyle, kendi heyecanıyla ve Kocaelispor’a olan tutkusuyla..
Stada girdiğimde umutlandım. Tribünlerin neredeyse dörtte biri kadındı.
Kapalısı, açığı…
Genç kızlarımız, 10 yaş altı çocuklarımız, annesiyle babasıyla gelen aileler…
Yani Türk futbolunun yıllardır hasret kaldığı fotoğraf tam karşımızdaydı.
Maç öncesi açılan “küfre hayır” pankartı bu umudu daha da büyüttü. “Demek ki bir şeyler değişiyor” dedik. “Demek ki tribün aklı yeniden inşa edilebilir.”
Ama ne yazık ki bu iyimserlik, ilk düdükten sonra hızla dağıldı.
90 dakika boyunca karşılıklı en ağır, en galiz küfürler aralıksız edildi. Sağımızda solumuzda alkolün etkisiyle ne söylediğini bilmeyen, ne yaptığını fark etmeyen insanlar vardı.
Yanımda bulunan kapalı bacılarımızın, genç kızlarımızın yüzlerindeki rahatsızlığı gördüm. Ve bir baba olarak şunu yaşadım: 11 yaşındaki kızımdan utandım.
Buradan açık ve net söylüyorum: Alkollü insanların stada sokulmaması gerekir. Küfür eden, tribünü şiddet ve hakaret alanına çeviren kişiler ‘taraftar’ değildir. Bunlar bu oyunun yüküdür. Caydırıcı para cezalarıyla, birkaç maç menle bu iş çözülmez. Futbolu kirletenler ömür boyu müsabakalardan men edilmelidir. Başka bir çıkış yolu yoktur.
Maç sonunda yaşananlar ise bu çürümenin acı özeti oldu. Tribünden düşerek hayatını kaybeden kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. Düştü mü, itildi mi, ittirildi mi? Bu soruların tamamı şeffaf şekilde cevaplanmak zorundadır. Futbolun konuşulduğu yerde ölüm konuşuluyorsa, orada büyük bir sistem arızası vardır.
Karşı tribünde yaşanan polisle çatışma görüntüleri de bu tablonun tamamlayıcı parçasıydı. Güvenliğin dahi çaresiz kaldığı bir düzen…
Nereden tutsanız elinizde kalan bir yapı. Bu futbol değil; bu düpedüz futbol terörüdür.
Dünyaya bakıyoruz, ders almıyoruz. Avrupa’da futbol bir şovdur. İnsanlar ailesiyle gelir, stres atar, eğlenir, evine döner. Bizde ise tribün hâlâ öfkenin, alkolün ve kontrolsüzlüğün adresidir.
Buradan Spor Bakanlığı’na ve Türkiye Futbol Federasyonu’na açık ve sert bir çağrıdır bu:
Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Bu tablo tesadüf değil, yıllardır görmezden gelinen bir çöküşün sonucudur. Güvenliği sağlayamayan, tribün dilini temizleyemeyen, caydırıcı kararlar alamayan her yapı bu yaşananların ortağıdır.
Futbolu kirletenlerle uzlaşma dönemi bitmiştir. Küfür eden, şiddeti meşrulaştıran, tribünü terör alanına çeviren herkes için tek çözüm vardır: Ömür boyu men. Başka ülkelerde olan budur, olması gereken de budur.
Dünyayla yarışmak istiyorsak, onların kararlılığını örnek almak zorundayız. Futbolu bir öfke boşaltma alanı olmaktan çıkarmak, gerçek taraftarı koruyup kötüyü ayıklamak zorundayız. Aksi hâlde ne altyapı konuşmanın, ne yabancı kuralı tartışmanın, ne de büyük hedefler kurmanın bir anlamı kalır.
Aksi halde çocuklarımızı ve kadınlarımızı stada götürmek cesaret işi olmaya devam edecek.
Ve bir baba olarak, bu ülkenin tribünlerinden yükselen bu kirliliğe karşı son sözümdür..
BU DÜZEN MUTLAKA DEĞİŞMEK ZORUNDADIR!
Aksi hâlde;
çocuklar tribünlerde büyümez, kaçar.
Aileler futbolu sevmez, terk eder.
Ve bu ülke, futbolu değil; kirliliği miras bırakır.
Bu düzen ya değişecek,
ya da bu düzen futbolu bitirecek.