02:00
07 Eylül 2026 Pazartesi
Türkiye’nin yarı finale kaldığı gün bu başlığı kullanmıştım:
“Filenin Sultanları değil, Filenin Kralları!”
Bugün geldiğimiz noktada görüyorum ki, o gün bu başlığı kullanmakta ne kadar da haklıymışım.
Çünkü artık bunlar sadece Sultan değil…
Bunlar FİLENİN KRALLARI!
Üst üste iki kez Avrupa Şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızı gönülden tebrik ediyorum.
Bu kızlar sadece kupa kazanmıyor; Ay-Yıldızlı bayrağımızı dünyanın zirvesine taşıyor, İstiklal Marşı’mızı okutuyor, göğsümüzü kabartıyor.
Helal olsun size!
Yıllardır A Milli Futbol Takımı’na yapılan yatırımların, ödenen primlerin ve verilen imkânların karşılığı artık ciddi şekilde sorgulanmalıdır.
Milli formanın hakkını veremeyenlere milyonlar akıtılırken, bu ülkeye Avrupa şampiyonlukları kazandıran kızlarımızın daha fazlasını hak ettiği ortadadır.
A Milli Futbol Takımı’na bugüne kadar ödenen primler ve verilen ayrıcalıklar tek tek incelensin. Hak edilmeyen, başarı karşılığı olmayan ödemelerin hesabı sorulsun. Bundan sonra devletin ve milletin kaynağı, başarı getiren sporcularımıza aktarılsın.
Gerekirse futbola verilen milyonluk primlerin ve imkânların önemli bir bölümü geri çekilsin; bu ülkenin gururu olan kızlarımızın önüne serilsin. Helali hoş olsun!
Çünkü mesele sadece spor değil.
Mesele Ay-Yıldız’dır. Mesele İstiklal Marşı’dır. Mesele Türk milletinin gururudur.
Futbola yıllardır milyarlar harcanıyor. Liglerimizin kalitesi ortada, milli takımın ortaya koyduğu tablo da ortada.
Öyleyse artık kaynakların nereye aktarıldığını sorgulamanın zamanı gelmiştir.
Başarı neredeyse yatırım oraya!
Bugün o adres bellidir:
VOLEYBOL!
Futbolun yapamadığını bu kızlarımız yaptı.
Avrupa’yı iki kez titretti.
Ay-Yıldız’ı zirveye taşıdı.
Milletimize gurur yaşattı.
Artık size Filenin Sultanları demek yetmez.
SİZ FİLENİN KRALLARISINIZ!
SİZ TÜRKİYE’NİN GURURUSUNUZ!
SİZ AY-YILDIZIN ŞEREFİNİ ZİRVEDE TAŞIYORSUNUZ!
Başta sporcularımız olmak üzere teknik heyeti ve emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.
Helal olsun size! Ne kadar iftihar etsek azdır.
Ne mutlu Türk’üm diyene!🇹🇷
Allah bana akıl vermiş, fikir vermiş. Ben kimsenin aklıyla hareket etmem. Benim doğrum benim doğrumdur, yanlışım da benim yanlışımdır. Kimseden icazet almam.
Ben her ne şartta olursa olsun özelleştirmeye karşıyım kardeşim.
Bir ülke büyük olacaksa üretecek, kaynaklarını koruyacak ve elindeki imkânları geleceğe taşıyacak. Mesele yapmak olmalı; yıkmak veya satmak değil.
Devlet kurumları zarar ediyorsa bunun sebebi araştırılır, yanlış yönetim varsa düzeltilir. Ama “zarar ediyor” denilerek çözümü özelleştirmede aramak bana göre doğru değildir.
Çaykur gibi stratejik kurumlar, ülkenin önemli kaynaklarıdır. Aynı şekilde 15 Temmuz Şehitler, Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri de bu ülkenin gelir sağlayan, geleceğe bırakılması gereken değerleridir. Bunlar altın yumurtlayan tavuksa, tavuğu kesmek yerine daha fazla yumurtlatmanın yolunu bulmak gerekir.
Bu benim şahsi kanaatimdir ve açıkça söylüyorum: Babam bugün mezardan kalkıp gelse, yine bu fikrimden vazgeçmem.
Böylesine kritik meselelerde milletin iradesine güvenilmesinden yanayım. Gerekirse referandum yapılır, millet ne diyorsa o olur. Olmadı, sandıkta milletin önüne konur; 2027’de yapılacak genel seçimde halk hangi siyasi partiye, hangi hükümete yetki verirse, bu kararları da o irade verir.
Devletin malı milletin emanetidir. Emanete sahip çıkmak da bizim millî ve ülkücü duruşumuzdur.
Yapmak kolay değildir. Yıkmak ise bir günde olur. Biz yıkmanın değil, devletin ve milletin değerlerini koruyarak daha büyüğünü yapmanın tarafındayız.
Eğer bu söylentiler gerçek ise ki, gerçek; Resmî Gazete’de yayımlandı. O hâlde bu hatadan en kısa zamanda dönülmeli, özelleştirme gibi ucube işler rafa kaldırılmalıdır.
Önüme bir haber düşmesi neticesinde,
gün içerisinde, Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in yaptığı çalışmaları ve kısa zamanda ortaya koyduğu kararlı duruşu takdir etmek, hakkını teslim etmek adına bir paylaşım yaptım.
Bu paylaşımın altına, fikir ayrılığı yaşadığımız bazı arkadaşlarımız Melih Gökçek üzerinden eleştirilerde bulundu.
Buradan Adalet Bakanımıza sesleniyorum:
Melih Gökçek üzerinden sürekli aynı tartışmaların gündeme getirilmesi, bugün yapılan güzel işlerin de gölgelenmesine vesile oluyor. Siyaseti bırakmış bir isim üzerinden ne Adalet Bakanımızın çalışmalarının ne de, Cumhur ittifakının yıpratılmasına artık fırsat verilmemeli.
Eğer Melih Gökçek hakkında kamuoyunun vicdanını rahatsız eden iddialar ve dosyalar varsa ki var, Sayın Bakanım; gerekirse dosyalar raftan indirilsin, hukuk içerisinde sonuna kadar incelensin. Varsa bir suçu gereği yapılsın, cezası neyse çeksin. Suçsuzsa da aklansın ve kamuoyunun vicdanı rahatlatılsın.
Çünkü mesele Melih Gökçek’i korumak ya da hedef almak değil. Mesele, adaletin herkes için aynı şekilde işlemesidir.
Ben Adalet Bakanlığı’na güveniyorum. Kim olursa olsun, hukuk neyi gerektiriyorsa onun yapılmasını istiyorum.
Melih Gökçek üzerinden yara kaşımak yerine, varsa dosyası sonuçlandırılsın.
Suç varsa ceza, suç yoksa beraat.
Böylece kimsenin yaptığı güzel işler de başkasının gölgesinde kalmasın.
Dün oynanan ve bugün hala infial yaratan Kocaelispor – Amed maçında 5 tane gencimize gözaltı karı alınmasını yanlış buluyorum. Yeri geldiğinde bütün tribün sarı poşet sallarsa, 35-40 bin kişi gözaltına mı alınacak ?
Sarı çöp poşeti suç unsuruysa kaldırılsın. Sarı yağmurluk, sarı mont, sarı atkı da mı suç unsuru olacak ?
Yarın sarı olan her şeye şüpheyle bakacaksak, güneşe de bir tedbir alalım bari. Gökkuşağına da ayrıca izin belgesi çıkarırız artık!
Amed bizim, Kocaelispor da bizim. Futbolu siyasete alet etmeden, tribünde yaşananları da gerektiğinden fazla büyütmeden bakmak lazım.
Kocaelispor taraftarı tü kaka, karşı tarafın taraftarı Pamuk Prenses mi ?
Futbol bu… Karşılıklı restleşme de olur, laf atma da olur, gerilim de olur. Bunları hemen memleket meselesi haline getirmenin kimseye faydası yok.
Devletimizin güvenlik hassasiyetini anlıyoruz, görev yapan güvenlik güçlerimize de saygımız sonsuz. Ama gençlerimizin elindeki sarı poşetten daha büyük meselelerimiz var.
Asıl mesele gençlerimizi kazanmak, topluma kazandırmak; vatanına, milletine ve devletine bağlı bireyler olarak yetiştirmektir.
Gençlerimizi devletten uzaklaştıracak değil, devletine güvenen ve milletine bağlı insanlar haline getirecek bir anlayışı savunmalıyız.
Futbol sahada kalsın, siyaset tribüne taşınmasın.
Devlet bizim devletimiz, gençler bizim gençlerimiz, Kocaelispor bizim sevdamız. Gençlerimizi kazanmak, kaybetmekten çok daha değerlidir.
Gölcük ve Ulaşlı bölgesinin tanınan ve sevilen genç iş insanı Metin Ak, iş için gittiği Küba da hayatını kaybetti.
Karadeniz Holding’in Küba’daki projelerinde taşeronluk firma sahibi olarak bulundupu öğrenilen Metin Ak’ın ani vefatı Gölcük’ü yasa bodu.
Metin Ak’ın cenazrsinin 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü (Yarın) Türkiye getirileceği öğrenildi.
Merhum Metin Ak’ın cenazesi 28 Ağustos 2026 Cuma günü Cuma namazına müteakip Ulaşlı Cami’nde kılınacak cenazr namazının ardından Ulaşlı Mezarlığı’na defnedilecek.