02:00
İki golle umutlandır, son dakikada yık!
Fenerbahçe taraftarının sabrı da bir yere kadar!
Fenerbahçe yine bildiğimiz Fenerbahçe! Önce umut veriyor, sonra insanı ekran başında saç baş yolduruyor. Dün akşam da Şampiyonlar Ligi’nde Slavia Prag karşısında ilk 11 dakikada iki gol buluyorsun, tribünleri ayağa kaldırıyorsun, taraftara “Bu gece bizim gecemiz” dedirtiyorsun. Sonra ne oluyor?
Maç 2-2 bitiyor!
İnsanın gerçekten aklı almıyor!
Şampiyonlar Ligi gibi bir arenada iki farklı üstünlüğü yakalamışsın. Rakibini baskı altına almışsın.
Tamam, futbol 90 dakika ama senin de Fenerbahçe olduğunu unutmaman gerekiyor. Bu kadar kolay mı avantajı elinden kaçırmak?
Üstelik Aston Villa karşısında alınan 6-0’lık ağır yenilginin ardından taraftarın beklentisi yalnızca iyi futbol değildi. Herkes bir reaksiyon, bir karakter, bir güven görmek istiyordu. İlk dakikalardaki Fenerbahçe, “İşte aradığımız takım bu!” dedirtti. Fakat maçın sonu yine hayal kırıklığı oldu.
Sorun sadece iki puan kaybetmek değil!
Asıl mesele, taraftara bir maç boyunca umut verip sonunda o umudu elinden almak. Fenerbahçe taraftarı yenilgiyi de bilir, kötü günü de yaşar. Ama aynı senaryoların tekrar tekrar yaşanmasına isyan eder.
Son dakikada gelen beraberlik golü, sadece tabelayı değiştirmedi; Kadıköy’de bütün gece biriken sevinci de alıp götürdü.
Peki şimdi ne olacak?
Yine “Önümüzdeki maça bakacağız” denilecek.
Yine hatalardan ders çıkarıldığı söylenecek.
Peki bu dersler ne zaman sahaya yansıyacak?
Fenerbahçe büyük takım olmak istiyorsa büyük takım gibi mücadele etmeli. Öne geçmek yetmez; skoru korumayı, oyunu yönetmeyi ve maç bitene kadar konsantrasyonu kaybetmemeyi de bilmelisin.
Son sözüm şu: Fenerbahçe taraftarının yüreği zaten sarı-lacivert. Bir de her maçta tansiyonunu yükseltmeye gerek yok!
Bu takım bizi sevinçten havalara uçuracak mı, yoksa yine sinirden delirtecek mi?
Artık taraftarın görmek istediği şey belli: Söz değil, istikrar; umut değil, sonuç!
Çünkü Fenerbahçe sevilir, desteklenir, peşinden gidilir…
Ama bazen insanın sabrını da gerçekten zorlar!
Sergen Yalçın’ın Milli Takım’ın başına geçmesi, futbol kamuoyunda büyük tartışma yaratır.
Futbol bilgisi, özgüveni ve oyuncularla iletişim becerisi önemli avantajları olabilir. Ancak milli takım çalıştırmak, kulüp yönetmekten farklıdır. Kısıtlı zamanda doğru kadroyu kurmak ve büyük maçlarda doğru hamleleri yapmak gerekir.
Sergen Yalçın başarabilir mi? Elbette başarabilir. Ancak bunun için disiplinli bir çalışma, doğru kadro tercihleri ve istikrarlı bir yönetim şart.
İsimler değil, sahadaki sonuçlar konuşur. Sergen Yalçın’ın gerçek sınavı da burada başlar.

21 Ekim Bugün Gölcük’te 5 kişi vefat etti
