02:00
Türkiye’de yerel kültüre ve değerlere duyulan ilginin azalması, bunun yerine popüler veya evrensel olduğu düşünülen kültürlerin taklit edilmesi yerel sanatçıları üzüyor.
Yerel yönetimlerin veya özel sektörün kültür-sanat etkinliklerinde finansman sıkıntısı çekmesi veya sponsorların sadece yüksek popülariteye sahip isimlere destek vermeyi tercih etmesi yerel sanatçıları zor durumda bırakıyor.

İlimizin yetişdiği en büyük yerel sanatçılardan birisi olan Cengiz Han Göksu (Vefai) yerel sanatçıya uygulanan sistematik bir görmezden gelme politikasının “Tasarruf” denilerek kapılar yerli sanatçılara tek tek kapatıldığını söyledi. Ülkede artık kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçek var olduğuna ilaret eden Cengizhan Göjsu lunları söyledi:
Yerel sanatçıya uygulanan sistematik bir görmezden gelme politikası.
“Tasarruf” denilerek kapılar yerli sanatçıya tek tek kapatılıyor. Aynı belediye düzeni, konu dışarıdan getirilen popüler isimler olduğunda bir anda sınırsız bütçeye, sınırsız imkâna ve sınırsız organizasyona dönüşüyor. Burada tasarruf yok, burada adalet yok, burada sadece tercih var — ve bu tercih yerelin aleyhine işliyor.
Bu artık basit bir ihmal değil; bu, yerel emeğin bilinçli şekilde geri plana itilmesidir. Kendi şehrinin sanatçısını yok sayıp, sahneyi dışarıdan “hazır paket yıldızlara” teslim etmek; kültür üretmek değil, kültürü kiralamaktır.
Yerel sanatçıya “bütçe yok” deyip, aynı gün milyonluk sahneler kurmak, toplumun aklıyla alay etmektir. Bu durumun adı nettir: Çifte standart değil, düpedüz kültürel adaletsizliktir.
Bu şehirde üreten, çabalayan, kendi imkânlarıyla var olmaya çalışan sanatçı; afişlerde yer bulamıyorsa, sahneye çıkamıyorsa, görünmez kılınıyorsa burada ciddi bir vicdan sorunu vardır. Çünkü mesele sadece konser değildir; mesele bir şehrin kendi sesine sahip çıkıp çıkmamasıdır.

Bugün yerel sanatçıya kapı kapatan anlayış şunu söylüyor:
“Sen bu şehrin sesi değilsin.”
Bu, kabul edilebilecek bir cümle değildir. Çünkü bir şehri şehir yapan, ithal sahneler değil; kendi yetiştirdiği insanlardır. Yerel sanatçıyı yok sayan bir yönetim anlayışı, aslında kendi kültürünü tüketir.
Ve en sert gerçek şudur:
Bir şehir kendi sanatçısını susturuyorsa, aslında kendi kimliğini de susturuyordur.
Yazık…”

25.02.1976 Kahramanmaraş-Pazarcık doğumlu.İlkokulu Pazarcık Nurettin Aydın İlkokulunda,ortaokulu Hatay Payas Yakacık ortaokulunda,Liseyi Pazarcık Sağlık Meslek (Toplum sağlığı bölümü) Lisesinde bitirdi.2000 yılında Kocaeli Üniversitesi Sağlık Memurluğu Lisans,2006 yılında Marmara Üniversitesi Sağlık yönetimi lisans,2009 yılında Gazi Üniversitesi Saģlık kurumları isletmeciliği bölümlerinden mezun oldu.Aile danısmanlığı eğitimi aldı.1996 yılında sağlık memuru memuru olarak Kocaeli Devlet Hastanesinde işe başladı,1996 dan beri halen Kocaeli Devlet Hastanesinde Sağlık memuru olarak çalışmaktadır.
Bağlama çalmaya 13 yaşında kendi kendine başladı.Daha sonra kendisini geliştirmek adına halk egitim merkezlerinden ve birçok yerel ustadan dersler aldı.Kendine ait birçok eseri bulunmaktadır.
Bağlama usta ögreticisidir.Bir çok öğrenci yetiştirmistir.Hala eğitim vermeye devam etmektedir.
Özellikle marmara bolgesinde kocaeli başta olmak uzere,sakarya,bolu,bursa,istanbul gibi illerde programlar yapmaktadır.
Bircok koro,konser,festival gibi etkinliklerde eşlik eder.
Herseyden önce insan düsturuyla hareket eder.Bu doğrultuda kendine ait olan bir dörtlüğü şu şekildedir.
“Toprakla kardılar beni
Temiz doğdum insan oldum.
Kefene sardılar beni
Öldüm gittim insan oldum”
Burada doğumdan,ölüme kadar geçen sürede iyi bir insan olmanın önemini vurgulamıştır.

Büyükakın, Hıdırellez Bayramı’nı kutladı
