02:00
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin
İzmit ve Gebze’de kurduğu Ramazan iftar çadırlarında hem görev aldık, hem de orucumuzu açtık.
Önce hakkı teslim edelim!
Bu çadırları kent meydanlarına kuran, insanları soğukta, yağmurda, sokakta bırakmayan; kapalı, sıcak, düzenli bir ortam oluşturan; Ramazan’ın ruhunu tasavvuf musikisiyle yaşatan bu organizasyon, niyet olarak temiz, amaç olarak doğru, hizmet olarak kıymetlidir.

Bu iradenin mimarı olarak Tahir Büyükakın’a ve emeği geçen tüm belediye çalışanlarına şahsım adına teşekkür etmek bir sorumluluktur.
Ancak mesele sadece organizasyon değil.
Mesele insan davranışı, çünkü orada, bu güzel hizmetin ruhuna yakışmayan manzaralar da vardı.
Ne mi onlar?
Bir tabak fazla yemek için görevlilerin önüne geçenler, insanları itenler, izdiham çıkaranlar,
bir kaşık yemek için bağıranlar, çağıranlar…
Paylaşmayı değil kapmayı seçenler,
Ramazan’ı sofra değil, ganimet gibi görenler…
İşte tam da o an aklıma;
Filistin, Arakan, Doğu Türkistan geldi.
Bir lokmaya muhtaç insanlar geldi.
Bir tas suya hasret çocuklar geldi.
Bir yanda sofrada taşan yemek,
öte yanda dünyada açlıkla sınanan hayatlar…
Bu iki tablo aynı anda düşünülünce
insanın içi sızlıyor.
Evet, aksaklık olur.
Evet, yemek yetmeyebilir.
Evet, hiçbir organizasyon kusursuz değildir.
Ama açgözlülük hiçbir gerekçeyle meşrulaşmaz.
Kıtlıktan çıkmış gibi saldırmak,
her şeye hücum etmek, görevliyi yok saymak,
bir tabak yemek için edebi ve ahlakı bir kenara bırakmak…
Bu davranış, Ramazan’ın ruhuna ait değildir.
Ramazan; doymak ayı değil,
terbiye ayıdır.
Ramazan; kapmak ayı değil,
paylaşmak ayıdır.
Ramazan; bağırmak ayı değil,
sabır ve merhamet ayıdır.
Çünkü Ramazan mideyi değil,
vicdanı doyurmak içindir.
Müslümanlara bu tavırlar hiç yakışmıyor.
Bir an önce silkelenelim, kendimize gelelim,
Ramazan’a yakışır bir ahlakla yeniden toparlanalım..

Brisa’da iş kazası: Forklift ile iş arkadaşını ezdi
